1. Orta Doğu'da uzun zamandır büyük değişimler meydana gelmektedir. Bu durum ABD'nin yıllarca izlediği dış politika stratejisinin artık geçerli olmadığını mı ortaya koymaktadır? 2016 ABD seçimlerinde bu bir fırsata dönüştürülebilir mi? Eğer dönüştürülebilirse nasıl bir politika oluşturulur?

 

 

 

Tarihsel olarak baktığımız takdirde bugünü yakın geçmişten soyutlayarak değerlendirmek mümkün değil. Bu bağlamda ABD gibi süper gücün Orta Doğu'ya yönelik dış politikasını anlamak için Soğuk Savaş dönemi bizler için hala belirleyici unsur. ABD 1950’li yıllardan itibaren Orta Doğu’da daha geleneksel ve muhafazakâr rejimleri desteklemiştir. Özellikle Eisenhower döneminde başlayarak Orta Doğu'da Arap milliyetçiliği ve sol/sosyalist seküler akımlar ABD dış politikası tarafından tehdit unsurları olarak nitelendirilmekteydi. Özellikle Nasır ve daha sonrasında Suriye'de Esad ve Libya'da Kaddafi gibi rejimler sol Arap milliyetçiliği özelliğinde olup Soğuk Savaş döneminde ise SSCB ile yakın ilişkiler kurmuştu. ABD bu bağlamda Suudi Arabistan liderliğinde Siyasal İslam’ı destekledi. Ve bu sol seküler hareketlerin karşısına Siyasal İslam’ı koymaya başladı adeta panzehir gibi. ABD'nin Siyasal İslam’ı ve siyasi yapıları Suudi Arabistan liderliğinde seküler ve Arap milliyetçiliği rejimlere karşı destekleme politikaları başarılı oldu. Bahsedilen duruma örnek olarak; bugün Irak'ta Saddam Hüseyin rejiminin olmaması, Libya’da Kaddafi rejiminin devrilmiş olması, Mısır'da Mursi’nin iktidara gelmiş olmasıydı fakat Mursi ülkede istikrarı sağlayamadı ve devrildi. Suriye'de ise Esad rejimi hala yoğun bir iç savaş yaşamakta olmasına rağmen, Esad hala iktidarda fakat ülkenin önemli bir kısmında kontrolü kaybetmiş durumdadır. Gelinen bu noktada ABD'nin bir tarafa yüklenmesi ve siyasal İslamcı yapıları Orta Doğu'nun her yerinde desteklemesi bütün Orta Doğu jeopolitiğinde dengesizliğe yol açtı. Türkiye 'de dâhil olmak üzere bütün Orta Doğu jeopolitiğinde devletleri yapısal dengesi Soğuk Savaş döneminde Siyasal İslam’ın desteklenmesi nedeniyle bozulmuş durumdadır. Bu bağlamda ABD Orta Doğu'da bir strateji değişikliği yapmak istemektedir. Fakat ABD Soğuk Savaş dönemi boyunca sol gruplarla mücadele etmiştir ve yok edemediği yapılardan birinin devamı olan PYD, bugün ABD'nin en büyük müttefiki olmuş durumdadır. ABD dış politikasının trajedisi diyebiliriz buna. Ve desteklediği siyasal İslamcı yapılar arasından Afganistan kökenli siyasal İslamcı silahlı grupların geldiği son nokta olan IŞİD söz konusudur. IŞİD'i gerileten son aktör PYD olduğundan dolayı ABD, PYD ile işbirliği yapmak durumundadır. Bu 2016 seçimlerinde bir fırsata dönüştürülebilir. ABD saflarında bu dönüşümün zemini yoklanmakta son dönemde Suudi Arabistan aleyhinde ABD merkez medyasında ciddi derecede eleştiriler yayınlanmaktadır. Bu bağlamda ABD'nin Suudi Arabistan merkezi Orta Doğu'da en büyük müttefiki olarak gördüğü ülke ile çok fazla devam edebileceği bir yer yok. Bu güçler dış politikalarında ani dönüşümler yapamamakta olduklarından dolayı dönüşüm zeminleri yoklanmaktadır. 2016 seçimleri kimin kazanacağına bağlı olarak bunu etkileyecektir.

 

Söyleşinin tamamına ulaşmak için tıklayınız.